Merhaba Dünya!

Her başlangıcın bir hikâyesi vardır. Her hikâyenin de bir başlangıcı. “Tüm muhteşem hikâyeler iki şekilde başlar. Ya bir insan bir yolculuğa çıkar ya da şehre bir yabancı gelir.” Yol önümüzde parlayınca biz şehre gelecek yabancıyı bekleyemedik. Yeni bir hikâyeye başlamak için yola düştük.

Beş kadın kol kola girdik. Dorothy’nin kırmızı ayakkabılarını giydik, cesaretlendik. Hep evimizdeydik. Ama evimize geri döndük. Ceplerimizde hacıyatmazlar yok ama Düşler Sokağı’nı birlikte adımlıyoruz. Üstelik badi parmağımıza bir kuş konsa tek başımıza ağlamayacağımızı biliyoruz. Yolumuz bozkırlardan geçse de sokakların denize çıktığını fısıldıyoruz birbirimizin kulağına. Yan yana, şarkılar söyleyen çocukları dinleyerek yürüyoruz. 

Bu blog bizim yolculuğumuzda attığımız ilk adım değil ama yeni bir adım. İçimizdeki âlemi kelimelere dönüştürüp gerçek dünyaya ulaştırabileceğimiz bir portal. Siz de ışıklar saçan bu portalın diğer tarafında karşımıza çıkan ya da karşısına çıktığımız okur olmalısınız. Merhaba.

Şimdi aynı kapının iki tarafında, aynı eşiğin iki yanında yollarımız kesiştiğine göre yazılarımızı nihayete erdirebiliriz. Biliyoruz ki hiçbir yazı okuru olmadan tamamlanmış sayılmaz. Kapıyı birlikte aralamak, sizleri kendi âlemimizde ağırlamak istiyoruz. Lütfen buyurun. Hoş geldiniz.

Son Yazılar

Düştü

Öykü_ Uzaktan çırpı bacaklarıyla koşarak geldi. Sıska bedeninden ciğerleri taşacakmış gibi nefes alıp veriyordu. Avuç içi kadar köy meydanının tam ortasına gelince zınk diye durdu. Susuzluktan kupkuru olan toprak, boyuna varacak kadar toz olup kalkmıştı. Sâfi kalkan toza bakan kimse oradan o cılız kız geçti demezdi. Yorgun bacaklarına doğru eğildi. Kuru kemiğin ortasına birer tas çevirip koymuşlar gibi duran dizlerinden tutunup iki büklüm kaldı. Yavaşlatamadığı nefesi […]

Huzursuz

Öykü_ ÇIIIIIııııIIIIııııIIIINNNNnnnnn! Ses kulaklarından kafatasının içine hücum etti. Islak ve yağlı beyninin kıvrımları arasında, yüksele alçala dolaştı. Sertleşti, sivrildi. Başının arka tarafında bir yere saplandı. Zeliş’in ensesinden kuyruk sokumuna kadar soğuk bir şey aktı. Acıyla ürperdi. Acı hissetmesinin sebebi o sırada gördüğü rüyaydı. Tam da bir trafik kazasının ortasında, eğilip bükülen metallerin arasında bağırıyordu. Gecenin bir yarısında, uykuya yeni dalmışken, böyle uyandığı için sinirlendi. Uyumaya çok […]

Şair

Şiir_ ŞAİR ‘’Sesini duymasam çölleşirdi dünyam’’ Demiş şair. Ne güzel demiş. Nasıl sevmiş acaba? *** Bu kadar sevilir mi? Bu kadar nasıl sevilir? *** ‘’Dağlar yarılır, ırmaklar kururdu’’ Demiş sonrada şair. Ne güzel anlatmış. Neler düşünmüş acaba? *** Seviyorum demeden demiş. Özledim demeden demiş. *** Ben düşünüyorum da Sesini duymasam Bunlar olur kesinlikle. Çölleşir dünya, dağlar yarılır, ırmaklar kurur. *** Sevmek güzel anlatılınca anlam kazanıyor. Ne […]