Yemek Akşamı

Öykü_

Adam ve kadın beyaz örtülü, yuvarlak bir masada baş başa akşam yemeği yiyordu. Tavandan sarkan devasa avizenin iri kristal taşları kadının yüzünde, açıkta kalan omuzlarında ve beyaz, parlak elbisesinde küçük gök kuşakları oluşturuyordu. Uzaktan bakınca kadının üzerindeki elbise masayı kaplayacak kadar kabarık görünüyordu. Neyse ki masadaki kalabalık, bunun bir göz yanılgısı olduğunu kanıtlıyordu.

Çatalların ucuna susulmuş kelimeler saplanmıştı. Bıçaklar, yüzlerinden ayırdığı gözlerin ta içlerine ayna oluyordu. Kaşıkların çukuruna biraz sohbet biraz muhabbet birikmişti ama onlar da tepetaklak görünüyordu. Kadehler boş ve temiz olduklarından yok gibiydi. Camların, porselenlerin ve metallerin üzerinde yansımalar geziyordu.

Adam takım elbise yerine kumaş pantolon ve gömlek giyinmişti. Kadın adamın yine de şık olduğunu düşündü ama adam kadının giydiği elbise ile mekânın bir parçası haline gelmesinden rahatsızdı. 

Mekân çok kalabalıktı. Neredeyse boş masa kalmamıştı. İçeride büyük bir uğultu vardı. Bütün sesler tavandaki kubbelerde birikiyor, birikiyor ve sesten bir yağmura dönüşüp rahat sandalyelerinde oturan insanların üzerine yağıyor sonra kubbelere yükselip yeniden birikiyordu. Bir piyano ve keman sesi bu döngüden kurtulmak için insanların kulaklarına tutunmaya çalışıyordu. Herkes en şık giysileri ile en lezzetli yemekleri yiyordu. Bütün parfüm kokuları birleşip, yemeklerin kokusunu bulundukları tabakların içine hapsetmeye çalışıyordu. Bazen yemekler galip geliyor baharatlı kokularını insan kokan parfümlerin üzerine püskürtüyorlardı. Gürültü yağmurunda büyük bir koku mücadelesi veriyorlardı.

Adam ve kadın birbirlerine bakıp gülümserken masanın başında bir garson belirdi. En başından beri orada duruyormuş gibi görünmeye çalıştı. Elinde tuttuğu şampanya şişesinin mantarı havaya fırlardı, gürültü yağmuruna “lup” diye bir ses daha eklendi. Kadının gülümsemesi dudağının bir yanından silindi. Küf kokusunu aldığında ise kadının yüzünde hiç gülümseme yoktu. Şüpheyle gözlerini garsona çevirdi.

Garson acemi değildi. İşini titizlikle yürütüyordu. Ne yaptığını bilmeden ne yapacağını iyi biliyordu. Önce kadının eline bir kadeh tutuşturdu. Bunu o kadar hızlı yaptı ki kadın kadehi ne zaman aldığını hatırlamaya çalıştı. Garson şampanya şişesinden kadının kadehine kırmızı şarap döktü. Şişenin ağızında kalan bir damla aşağı doğru süzülüp şişenin dibinde bir müddet bekledi. Sonra kadının bembeyaz elbisesine damladı. Kumaşın yumuşaklığına daldı. İpliklerin arasında iplikleri boyayarak gezindi. Rengi tükeninceye kadar yayıldı. Damla artık bir lekeydi. Islaklığı kadının tenine değdi. Kadın lekenin elbiseye yakıştığını düşündü. Adama bakıp gülümsemeye çalıştı. Adam kadehindeki şampanya baloncuklarını sayıyordu. 

Garson masaya büyük bir rosto koydu. Bir eliyle tutup diğer elindeki bıçakla rostoyu dilimledi. Adamın tabağına bütün rostoyu, kadının tabağına kalan boşlukları koydu. Adam yemeğini yediğinde ikisinin de tabağı boştu. Kadın bunun eşit mi adil mi olduğunu düşünürken elindeki kadehi ağzına doğru götürdü. Alt dudağı kadehe dokundu. Sonra içmekten vazgeçip şarabı omuzunun üzerinden yere döktü. Küf kokusu artık tatlı bir üzüm kokusuna dönüşmüştü.

Garson rostosuz tabakları topladı. Çok ciddi görünüyordu. Kadın, tabağıyla birlikte giden bitiremediği boşlukları izledi. Adam şampanyasının baloncuklarını saymaya devam etti. Garson araştıran bir gözle kadına baktı. Kadın ruj lekeli kadehini uzattı. Garson doldurdu. Kadın kadehi ağzına götürecekken vazgeçti. Tekrar omuzunun üzerinden yere döktü şarabı. Koku iyice şekerli bir hal aldı. Her kadehte koku çoğaldı. Kadının başı dönmeye başladı. Etrafındaki her şey ikiye ayrılıp yeniden birleşti. Midesi bulandı. Garson kadına tiksintiyle baktı. Elbisesinin etekleri yere dökülen bütün şarapları emiyordu. Ortada şarap lekesi de kalmamıştı. Bembeyaz elbise kıpkırmızı olmuştu. 

Adam kadına baktı. Artık mekânın bir parçası gibi görünmediğine memnun oldu. Kadın şaraptan elbisesini çok beğendi. Garson şarabın giyilmesinden değil içilmesinden yanaydı ama belki şampanyadan köpük köpük bir elbise fena olmazdı. Böylece bazıları bütün akşamı şampanya baloncuğu sayarak geçirmezdi. Kadın bunu kutlamak için bir kadeh daha şarap istedi. Garson çok kızdı, buharlaşıp yok oldu. Kadın yeni elbise için garsona minnettardı ama bir buhara nasıl teşekkür edilir bilmiyordu.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: