Miyav

Deneme_

İster kabul edin ister etmeyin, bir kedi sinsice hayatınıza girip ruhunuzda kendi krallığını inşa edebilir. Siz bunu ancak seyredebilirsiniz. Elinizden hiçbir şey gelmez. Çünkü daha en baştan kocaman açılmış gözlerin, kocaman gözbebeklerine bakıp bir büyünün tesiri altında kalmışsınızdır. Sizi çoktan ele geçirmiştir. Menzilinden uzaklaşamazsınız. 

Önceleri engel olmaya çalışırsınız elbette. Patronun kim olduğunu ona göstermeye çalışırsınız. Aynı evde yaşıyorsanız bu yanılgıya çok daha kolay düşersiniz. Ama kendinizi kandırdığınızı anlamanız çok uzun sürmez.

“Tatlım burası benim evim ve kuralları ben koyarım. Birinci kural yemek masasının üstüne çıkamazsın!” 

“Hım ne dedin? Yani şu anda çıktığım yere çıkamaz mıyım?”

“Hayır çıkamazsın!”

“Peki arka bacaklarımı kıvırıp şöyle oturamaz mıyım?”

“Hayır, oturamazsın.”

“Yani böyle ön patilerimi yalayıp yüzümü böyle silerken burada oturamaz mıyım?”

“Hayır!”

“Peki şu arka bacağımı havaya dikip yalanırken?”

“Hayır!”

“Ön patişlerimi kendime doğru kıvırıp çiçek olsam, böyle uzansam?”

“Olmaz.”

“Kuyruğumun ucunu arada bir kaldırıp masaya vursam?”

“Offf!”

“Şöyle sırt üstü yatsam”

“Cık” 

“Ya şöyle ön patilerimi öne doğru uzatıp popişimi havaya kaldırsam, bir güzel gerinsem, ağzımı iyice açıp esnesem?”

“I-ıh”

“Üzgünüm, hepsini yaptım.”

“Evet haklısın, rahatına bak lütfen.”

“İkinci kural nedir?”

“Ne kuralı?”

Kedi kafası böyle çalışır. Önce kontrolün sizde olduğunu düşünmenizi sağlar. Sonra kontrolün aslında sizde olmadığını gösterir. Asıl ev sahibinin kendisi olduğu bilincini yavaş yavaş zihninize kazır. En nihayetinde siz onun sahiplendiği bir insansınızdır. Kumunu eşeleyip marifetini örttüğü patilerini öpmeye bayılırsınız, gıdıdan bir öpücük uğruna tutamla tüy yutmaya razı olursunuz, gümbür gümbür evin altını üstüne getirdiğinde ilk önce kendisine zarar vermiş mi diye bakarsınız, hastalandığında veteriner kliniklerinde çok değerli zamanınızı cömertçe harcarsınız, bir gözünüz mama kabında bir gözünüz su kabındadır, uslu bir insan olup efendinize hizmet edersiniz.

Yani çok da el pençe divan durmanıza gerek yok aslında. Gölge etmeyin, başka ihsan istemez. Sakın canınız çekip de sevmeye kalkışmayın. Onun canı ne zaman sevilmek isterse o zaman sevebilirsiniz. Zaten akışkan kediniz kollarınızın arasından akıp gitmenin bir yolunu bulacaktır. 

Perdelerinize pençelerini geçirip tırmanırken arada bir çıkan “cart, curt” seslerine aldırış etmemeli, merdivenin tırabzanından eğilip aşağı sarkan kuyruğunu yakalamaya çalıştığında yüreğiniz ağzınıza gelmemeli, kapının üzerine çıkıp avizeyi gözüne kestirdiğinde acaba atlayacak mı diye merakla beklemeli, çorap çekmecesinde karşınıza çıkınca şaşırmamalı, arada bir gözden kaybolduğunda saklandığı kuytu köşeyi bulmamalısınız. Ezcümle, rahat bırakın ya da rahat olun hangisini tercih ederseniz.

Onu yatağınızın tam ortasına serilmiş, kıpırtısız görürseniz, seslendiğinizde tepki vermez, çekiştirdiğinizde bıraktığınız şekilde kalırsa endişe etmeyin. Kediniz ölmedi, sadece ölü taklidi yaptığı bir uykuya daldı. 

İşte böyle böyle ruhunuza duyurmadan, sihirli-büyülü, görünmez iplerle, ilmek ilmek, sağlam bir bağ dokur aranızda. Artık ona bağlanmışsınızdır. Üstelik bundan memnunsunuzdur. Böyle sürüp gitmesinde hiçbir sakınca görmezsiniz. Peki gün gelir de çekip giderse?

Çekip gittiğinde arkasında bıraktığı boşluğa baka kalırsınız. Dönüşü olmayan bir gidişse bu, o boşluğa düşme ihtimaliniz oldukça yüksek. Perişan olan siz olursunuz. O, kuyruğunu narin narin sallayarak, patilerini yalayarak, bıyıklarını titreterek, yeni temizlediği tüyleri, her sese kıpırdayan kulakları ile Var Olmayan Ülke’de yeni bir krallık inşa etmekle meşguldür. Ardında bıraktığı izlere özlemle bakar, hayaline sıkı sıkı sarılırsınız. “Artık sahip gitti, azat edildim,” diye düşünürseniz onu özleyip özlemediğinize bir bakın derim. Ne kadar çok özlerseniz o kadar çok bağlanmışsınız demektir. Kedinizin emekleri boşa gitmemiştir. Böyle bir durumda azat edilmeyi kim ister ki?

Not: Sosyal medya klişelerinden “Hayatına böyle girsem ne yapabilirsin ki?” cümlesini ilk kez bir kedi söyledi, biz onu “miyav” diye duyduk. Bu cümleyi tek miyavla mı söyledi diye soranlara cevabım, evet. Bazen tek bir miyav kalın bir romandır. 

Jüpiter’e sevgiyle…

“Miyav” için 4 cevap

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: