Ruhi Yitik’in Güncesi

Öykü_

4 Mayıs Çarşamba

Bayramın üçüncü günü

Ev dolup dolup boşalıyor. Beni kolumdan tutup taşıdıkları yerler de öyle. Üstüme çekilen sifonla döne döne deliğe doğru sürüklenen o yanlışlıkla düşürülmüş şey gibi hissediyorum kendimi. Yanlışlıkla. Yanlışlıkla olmuş, yanlışlıkla doğmuş, yanlışlıkla yaşayan. Varlığımı böyle özetlesem hiç de mübalağa etmiş olmam.

Üç gündür insanları izliyorum. Onlar bunun farkında değil. Boş ve durgun bir bakışı üzerlerinde unuttum sanıyorlar. Sansınlar. Gizlenmek illa bir şeyin ardında olmaz. Bazen apaçık ortada durduğunda da hiç olmadığın kadar görünmezsindir. Kolay olan soruların daima yanlış çözülmesi de yeterince delil bu söylediklerime. Hep bir karmaşıklığın peşindeler. Bu yüzden bunca debdebe arasında yaşamaya çalışmaları. Bir örümcek ağına takılmış karasinekten farkı yok hiç birinin. Bunu başarı saymaları da sanırım bir bayram gününün değil de sahilde yürüyüş yaptığım bir sabahın konusu.

Günlerdir önce teyzelerin beni gömmek isteyerek bastıkları bağırlarının sıcaklığını hissettim. Kımıldadıkça kol altlarından yayılan ekşi ter kokularını, ardından yanağımdaki menopoz ıslaklığını, en son bayrama yakın yok edilen bıyık ve sakalların ertesi güne kalmadan fırlayıveren iğne uçlarını. Sonrası boşluk. Sonrası kuru bir uğultu. Olmamam gereken bir yerde olmanın o rüyayla karışık hissi. Tarifi zor. Hem oradasın hem değilsin. Ruhla bedenin iki ayrı varlık olduğunu böyle zamanlarda daha iyi hissediyorum. Bir de yıllardır köşede hiç kımıldamadan duran o vazonun sıkkınlığını, renginin uyuşmazlığını, içinde tozlanan yapma güllerin mecburiyetini. Bir dilleri, elleri, benimki gibi hiç susmayan bir iç sesleri olsaydı benimle aynı şeyleri yazarlardı. İnanıyorum.

Aralık kalacak diye korkudan üst üste taktığımız maskelerden eser kalmadığını görünce insanın ne kolay alıştığını düşündüm. Daha dün kimseye kapıyı açmıyorduk.  Ben bu salondan, şu vazonun karşısından hiç ayrılmadığım halde annemle aynı sofraya bile oturmadık.  İki kişilik ailemizde havluları ayırdık. Zaten mevcut olan yalnızlığımızı ve ebedi tekliğimizi meşru temellere oturttuk. Ellerimizi kazıyarak yıkadık. Fasulyeleri köpükledik. Şimdi halamın oğlunun dünürüyle neden sarmaş dolaş hem de üç kere birbirimizi öptüğümüzü, neden daha dün öldürmekten korktuğum insanların ellerine dudaklarımı kondurduğumu, potansiyel katil ve her devirden daha ölümlü halimi nerede ve ne zaman bıraktığımı ve bizim tüm bunları ne çabuk, ne hızlı ne fütursuz bir unutkanlıkla yaptığımızı anlayamadım.

Kolay alışan, kolay unutan insan güruhuna katılmak istedim. Onlar gibi olmak, bir kere denemek. Öyle şuursuzca aralarına dalmak, kim nereye gidiyorsa düşünmeden o yöne yürümek, hatta beni ite ite sürüklemelerine izin vermek. Yumruğum havada onlar ne diyorsa daha yüksek bir sesle, daha gür onu bağırmak. İçimde biriken anı tortularını, hani o kireç lekesine eş, ıslakken gitti sanılan, kurudukça suratına suratına sırıtan o lekeleri ben de içimden söküp atmak istedim. Bunun formülü büyücü kocakarı tariflerinde bile olsa yapabilmek. Unutmak. Bunu ve her şeyi…

İçimde yanan kırk mum, kırk günde sönmek şöyle dursun, kırk yıldır eriye eriye yanıyor. Parmaklarımın arasından yakarak sızıyor. Üstüme başıma akıyor. Üstelik ölümlü bir kayıptan ziyade hep öldürücü kayıplarım oldu benim. Adlarını tek tek anmayacağım. İçimi kanıra kanıra çıkmalarına rağmen o koparıp atamadığım parçanın çekiştirmeleri ağrıyor. İçimde bir yerlerin her noktasını birileri kemiriyor. Öyle cımbızla et koparmaya da benzemiyor bu. Kıyas almaz bir sızı. Duyguların minik minik kopması, parça parça dökülmesi, zamanla kaybolması, başkalaşması… Kepek gibi elimi nereme sürsem yakama, önüme, dizlerime, ayaklarımın dibine, göz nereyi görüyorsa oraya dökülmesi… Ne kadar temiz, pak olsa da hep bir paspal, hep bir yıkanmamış, yağlı, o yılların birikmiş tozuna beni yıka yazılan ruhum, o ruhum…

Çok yorgunum. Bir bayram geçti üstümden.

Uyumalı.

“Ruhi Yitik’in Güncesi” için 7 cevap

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: