Teşekkürler ve İthaf

Resim: Ece Atmaca_Bykuş Atölye

Deneme_

Teşekkürler ve İthaf. Kitapların büyük çoğunluğunda yer alan bölümlerdir. Yazarlar bunu bir gönül borcu olarak bildiklerinden vazgeçilmez. Ama okuyucu olarak benim için hiçbir kıymeti olmayan ve kesinlikle dikkatimi çekmeyen bu kısımları okumadan geçerim. Okuyanlar da olabilir. O okuyanlar bu yazının devamını da okuyun. Ben sonuçta yazarın komşusunun ya da editörünün adı beni neden ilgilendirsin diye düşünüyorum. Yazarın komşusu ya da editörü değilsem bir an önce kitaba geçmek isterim ve bu sayfaları geçerim. Bazen sona koyuyorlar. Orada gözüm bile değmiyor.

Ben okumuyorum diye önemsizdir demiyorum. Tam tersine bu teşekkür yazıları yazarın en dikkat etmesi gereken yerdir. Maazallah ya birini unutursa? O insanla tüm ilişkisine elveda yazısı olur o zaman. Düğüne çağırılmayan akrabanın vakur edası ile ya da şirretliği ile -o kişiye kalmış- yazarın hayatından uçup giderler. Ama sadece orada yazılan isimlere teşekkür etmek tüm diğer dünyayı dışlamak olmuyor mu?

Önünden geçen kedi o teşekkürü hak etmiyor mu? Ya da gökyüzündeki buluta teşekkür edip rüzgârı es geçebilir miyiz? O zaman da güneş ya ben diye bağırmaz mı? Varlığı ile değil de yokluğu ile o teşekkürü hak edenler de var. Evet, yokluğun ağır hissi olmasa nasıl yazılır ki? Varlık nedir ki? Hep yanımda olduğu için teşekkür ederim yerine olmadığında bana hissettirdikleri için teşekkür edilemez mi?

Bir ses var. Boğuk. Pardon kimsiniz?

Ben Dünya. Herhalde bana da teşekkür etmelisin.”

Yani güneşe ettik. Size de etmeliyiz tabi. Ama demin yere çöp attım.

“Hayır atmadın. Elinden düştü. Aldın çöpe attın.”

Vay harika Dünya her şeyi hissediyor.

“Her şeyi hissetmek canımı çok acıtıyor.

O zaman sana sonsuz teşekkürler Dünya. Zaten sen olmasaydın ne yapardık ki? Eşe dosta teşekkür et, kitap ithaf et. Ama Dünya’yı unut.

Dünyaya teşekkür edilmeyen bir kitap nasıl olur? Teşekkürler Dünya.

İthaf kısmı da genellikle çocuk anne baba ve eş dörtlüsü içinde dönerken o iki kelimeyi bile okumadan geçiyorum. Anne babasını sever insan tabi. Ama geceler boyunca onu uykusuz bırakan, kafasında sürekli dönen sancılı bir olayı kağıda aktardığı için bence yazar sadece kendine ithaf etmeli. Çünkü diğer insanların hepsi bir noktada hadi biraz da bizimle de vakit geçir diyecek cinsten ilgi isteyen varlıklar. Ama siz öyle misiniz? Yazarken kendinizle bile ilgilenmiyorsunuz. Bir an önce o beyaz sayfalar dolsun istiyorsunuz. İyi ki varsın kendim deyip, sarılma zamanı. Ben de kendime sarılmalı mıyım? Dur sarılıyım.

“O zaman bana ithaf etmen şart. Ben olmasan sen olmazdın” dedi Dünya.

Tamam haklısın, olur dedim. Bir gün bir kitabım olursa öyle yaparım Dünya. Şimdilik sadece yazılarım var.

Teşekkürler Dünya.

İthaf Dünya ve kendime.

“Teşekkürler ve İthaf” için 8 cevap

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: