Sürgün Prens

1. Bölüm

Öykü_

Burada gerçek ismini kimse bilmiyordu. Kendisi de unutmak üzereydi. Gezegeninden atılıp bu çamur deryasına bırakılalı insan zamanında on sene olmuştu. Zamana, havaya, suya alışması epey zaman almıştı. Ama insanlara hala alışamamıştı. İtici güçle uzay keşifleri yapabileceklerini sanmaları ona insanların deyimiyle şaka gibi geliyordu. Bir şekilde yaşaması gerekiyordu. O yüzden de kendine en uygun yeri bulmuştu. Uzay teknolojileri araştırma kurumu denilen bir yerde çalışıyordu. Adı bile gülmesine neden oluyordu. Birkaç bilgi kırıntısıyla insanları kendine hayran bırakıyordu. Bu da onu acayip keyiflendiriyordu.  Kendisine dahi diyorlardı. Platin beyazı saçları, kalın gözlükleri, kulağındaki işitme cihazı gibi dış görünüşündeki detayların da bu sıfata katkısı büyüktü.  Daha bilgisinin yüzde birini açıklamakla dahi ilan edilmişti.

 Kendi gezegenini düşündükçe bu ilkelerle hiçbir temasta bile bulanmak istemiyordu. İnsanlar onun için çok zavallıydı. Babası evrenin ışığı Kabla, annesi evrenin dengesi Jehil idi. Babasının ışığın gücünü kendisine vereceği günü hayal ederken, bir kâbusa uyanmıştı. Yaptıklarının sonucu aslında yaşam enerjisinin alınması olmalıydı. Ama bir prens olduğundan evrenin diğer ucuna sürülmekle kurtulmuştu. Buna kurtulmak denirse.

Gezegeni Galia’nın gökyüzünü düşündü. İçindeki garip duygu ile kafasını yukarı kaldırdı. Bulutsuz gökyüzüne baktı. Galia’da da gökyüzü aynı renkti. Ama burada toprak denilen şey, Galia’da tuz ve su. Gözünü kapadı. Bembeyaz yere bastığını hayal etti. Gözünü açtığında evindeki beyaz parkeyi gördü. Tuz ihtiyacını karşılamak için banyoya geçti. Küvete bidonlardan tuz doldurdu. İnsanların suyla yıkanması ona garip gelen olaylardan biriydi. Tuzun içinde Galia’yı annesini ve babasını düşünerek yarım saat kaldı. Hiç dinlememişlerdi onu.  Sadece oğullarını hiç düşünmeden sürgün etmişlerdi. Gerçi sürgün kararını komite ve komutan Galia vermişti. Anne ve babasının kararı yaşam enerjisinin sonlandırılmasıydı. Ondan utandıkları belliydi. Sadece ışık ve dengeydiler. Anne ve baba değil.

Prens anne babasının yokluğunda oyuna gelmişti.  Ona mahkemede yöneltilen suçlama ırkını böldü şeklindeydi. Galia’da iki ırk vardır. Yuna ve Pulanlar. Birbirlerine çok benzerlerdi. Ama Pulanlar biraz daha açık tenlidirler ışık ve denge sık çıktıkları seyahatler yüzünden sık sık komuta Prens ve Komite’ye kalırdı. “Pulanlara uygulanacak vergileri babanız yüce ışık onayladı” demişti komite başkanı. İnandı. Pulanlar bunu kabul etmedi. Bir anda ışıkçı güçlerle çatışmaya başladılar. Işık ve denge evren genişlemesi için gittikleri seyahatten hemen döndüler ve bu kaos ortamında mahkeme kuruldu. O salonda komutan Galia dışında kimse yüzüne bile bakmadı. Tüm yaptıklarını onaylayan ve onu kandıran komite başkanı Paslok bile. Konuşmamıştı. Zaten ne diyebilirdi ki? Komite başkanı beni kandırdı mı diyecekti? Ben icatlar yaparken getirdiği her kağıdı imzaladım mı diyecekti? Koskoca prensti. Bunları demedi. Babası böyle bir vergi koymamıştı. Tüm evraklar sahteydi. Paslok.

 Tuz biraz iyi gelmişti, düşünceler ise ağır. İçinde garip bir his vardı. Bir ses duydu sandı. ‘’Prens Kah’’ Bu adı unutmamıştı. Sadece burada kullanmıyordu. Bu onun adıydı. Ses kafasının içinde döndü. Sonra sustu.

Sabah tuz keyfinden sonra vardığı işyerinde herkes ona Kahraman Bey diyordu. Sözlükten bunu bulmuştu. Bir Türk kahvesi aldı kimse görmeden içine birkaç tane kristal tuz attı ve atölyesine geçti. Yurt dışından siparişleri gelmişti. Bu parçalarla ve elindeki malzemelerle bir hiperteleskop yapabilecekti. Tabi evde bu aletten bir tane olduğunu kimse bilmiyordu.

-Yurt dışından gelen siparişinizi aldınız mı?

-Hıı.

Kah’ın verdiği cevaplar genelde bundan ibaretti. Konuşan ise mecburen birlikte çalıştığı Selçuk’tu. Bunlardan bir tane daha vardı. O da Çetin. Atölyeyi bir kişiye değil, ekibe veriyorlardı. Prens Kah’ın ekibi bu iki kişiydi. Ara da sırada da notlar ve hatırlatmalar için kurumdaki herkesin asistanı Merve uğrardı. Buradaki herkes çok unutkandı. Merve’nin varlığı bir şeyleri unuttuklarını hatırlatıyordu.

Akşam olduğu için babasına mı annesine mi teşekkür etmeliydi? Sonunda akşam olmuştu. Eve vardığında palinotosunda bir ışık yanıyordu. Bu ses ve uzayı bükerek geçen dalgalar gönderip görüşme sağlayan bir cihazdı. 15G teknolojisinin çok çok ilerisinde. Işığa bastı. Arayan Galia gezegenin sadık komutanı Galia idi.  Çok şaşırdı. Komutan bunun için ceza alabilirdi.

-Prens’im bir kargo gemisi Samanyolu yakınlarından geçecek bir isteğiniz varsa iletmek için aradım.

-Komutan Galia kendinizi riske atmayın. On senedir söylediğim gibi. Bir şeye ihtiyacım yok.

-Peki Prensim.

-Ben Prens değilim.

-Benim için öylesiniz. Işık ve denge ile kalın.

On senedir her akşam yaptığı gibi çatıya çıkıp teleskobunun başına geçti. İnsanlar ne kadar az galaksi biliyorlardı. Onların EGS-zs8-1 olarak adlandırdığı görebildikleri en uzak galaksi, babasının Heslarkep dediği yerdi. O bile Galia’ya ne kadar uzaktı. Birden hareket eden bir şey fark etti. Yakın değildi, uzak değildi. Ama incelemek istedi. Rotası hoşuna gitmemişti. Prens içindeki sıkıntının kaynağına doğru adım attı.

Gündüzleri atölyede geceleri evde durmadan çalışıyordu. Yine öyle bir gece olmuştu. Ama bu defa hiç uyumamıştı. Tüm gece çalışmaktan yorgun atölyeye geçmeden, duble bir Türk kahvesi aldı. Atölyede Hiperteleskop tamam gibiydi. Gece elli defa rotasını hesapladığı taşa tekrar bakmak için teleskobun başına oturdu. Rotasını ve geliş zamanını hesaplama şeklini buradakilere açıklayamazdı. Samanyolu’nda gezinen milyar tane taş vardı. 1 Ağustos’ta bu taş çarpacak diye ortaya da çıkmazdı. Çarpmaması için elinden gelen bir teknoloji de yoktu. Çarptığında Dünya’yı yok edeceği de kesindi. Galia gezegeninden yardım istemeye karar verdi. Çarpışmaya üç ay vardı.

Devam edecek…

“Sürgün Prens” için 6 cevap

    • Çok teşekkür ederim canım arkadaşım. Devamında olayları göreceğiz. Cuma ikinci kısım yayında olacak. Ben de yorumlarını bekliyorum. ☺️

      Beğen

    • İkinci bölüm cuma, son bölüm ise pazartesi yayında olacak. Yorumlarınızı bekliyorum. ☺️

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: