Sürgün Prens

3. Bölüm

Öykü_

Sabah olduğunda Kah’ın eli Galia’nın elinde, gözleri kapalı gözlerindeydi. Hiç uyumamıştı. Galia uyandığında ‘’Prensim’’ diyerek yataktan kalkmaya çalıştı. Kah izin vermedi.

-Komutan Galia ne oldu?

-Prensim; asteroit aslında bir ölüm timi. Paslok Pulanları kışkırtmış. Ars gezegeni kralı Oplef’te yardım etmiş. O asteroidin içinde sizi öldürmek isteyen Pulanlar var.

-Nasıl yani Galia?

-Gelene kadar araştırma yaptım. Işık ve Dengeyi aramalıyız. Hemen!

-Sen bir anlat.

-Denge bunun dünyanın kaderi olmadığını söylediğinde kafama takılmıştı. Önceki tarihli uzay haritalarını girdiğimde asteroidin Ars’dan bir anda çıktığını gördüm.

-Ars neresi? Selçuk ile Çetin yanlarına gelmişti.

-Galia’nın içinde bulunduğu sistemde ısı ve ışık kaynağının etrafında aynı yörüngede dönen beş gezegen vardır. O yüzden hepsinde yaşam vardır. Ars bunlardan biri. Uzay izi haritalarını detaylı incelediğimde asteroidin rotasını sürekli değiştiren bir tozu fark ettim. Onu takip ettim. Bu kalkanlı bir gemiydi. Hızını bir asteroidin ortalama hızında tutuyordu. Önce Işık ve dengeyi sonra sizi aramaya çalıştım. Ama iletişim sistemde bir problem vardı. Silahlarımı, gücümü her şeyimi etkilemeye başlamıştı. Sizin icat ettiğiniz Sdek sistemini çalıştırdım. Normal sistemleri devre dışı bıraktım. Asteroidin yanından geçerken gemiyi gördüm. O da beni gördü. Bir suikast timiydi. Saldırdılar. Sdek silahlarımı devre dışı bırakmıştı. Etkisizdi. Lazerime nişan aldılar, vuruldum. Hemen kalkanı açıp, ışık hızında sıçrama yaptım. Tekrar samanyoluna ters koordinatlarından girip geldim. Hemen Işık ve Denge’yi aramalıyız!

-Sdek sistemi nedir?

-Uzay gemilerinin birbirini etkileyen sistemleri vardır. Sdek kimseyi etkilemez. Etkileri en aza indirir. İyi ki çalışmış yoksa Galia buraya gelemezdi.

Kah anne ve babasını aradı.

Bulduklarını ve yaşadıklarını tekrar onlara da anlattıktan sonra Galia ekledi;

-Işık ve Denge bu saldırı bizzat size yapılan bir saldırı. Orada sizi korumak isterdim. Ama bu eşzamanlı bir suikast olabilir. Lütfen dikkat edin!

-Galia lazerin eğer çalışmıyorsa o gezegende durmamanı emrediyorum. Onlar için bir şey yapılmaz.

-Burada kalacağım.

-Bunun arkasında kim var?

-Komite başkanı Paslok ve Ars gezegeni kralı Oplef.

-Emin misin? Bu ağır bir suçlama komutan.

-Derin uzayda araştırma yaptım. Suikast timini onlar tutmuş. Zaten Prensimin başına gelenlerden Paslok sorumluydu. Prensimiz sizi üzmemek için mahkemede hiç konuşmadı.

-Galia bu ayrı bir konu.

-Ayrı değil efendim. Tek oğlunuz siz sönünce ışık olacak olandan sizi ayırdı. Işığın sonu gelsin diye uğraşıyor. Başından beri istediği bu. Bende yeni fark ettim. Çok üzgünüm.

-Galia orada mı kalacaksın?

-Prensimi koruyacağım.

-Işık ve Denge sizinle olsun.

Galia ayakta durmak için Kah’a tutundu. Zorlanarak gidip masaya geri yattı.

-Sdek sisteminin işe yaramasına sevindim. Uzay gemisinde çok hasar yok. Ama dış çeperden bir parça kopmuş. Onu nasıl yaparım, bakacağım. Ana sistemdeki sorunu halledebilirim. Lazer silahını ise bu teknoloji ile kesinlikle tamir edemem. Keşke seninle birkaç tane daha gemi gelseydi.

-Kimse sizin için gelmek istemedi.

-Doğru.

-Doğru değil. Tek doğru Paslok’un hain olduğu.

-Benim yanlışlarım onu başarıya götürdü. Şimdi gemiye bakmam lazım sen dinlen.

-Yanlış yapmadan doğru bulunmaz. Siz bir dâhisiniz. İcat ettiğiniz her şey Galia’da kullanılıyor. Sdek sistemi sadece biri. Kendinize bunu yapmayın.

-Sahte evrakları anlamayan bir dahi, dedi Kah ve çıktı.

O parça olmadan Kah uzay gemisinin tamirini bitiremedi. Ufacık bir parçaydı. Selçuk bu ufak parça neden önemli diye sorduğunda, Kah ona öyle bir bakmıştı ki sorunun Kah için ne kadar anlamsız olduğunu anlamıştı.  Açıklaması şöyle oldu. “Bütün olabilmek için tüm parçalar önemlidir. Geminin dış çeperi tek bir metalden oluşan araba kasası değil.”

Merve’nin bahçeye çıktığını fark etmediler. Ama geri döndüğünde Kah gördü. Elinde o ufacık parça vardı. “Bahçede görmüştüm. Gemiye çarptığımda” dedi. Ve tekrar sandalyesine oturdu.

Merve’nin parçayı bulmasıyla uzay gemisinin tamiri bitti. O sırada NASA tarafından geldiği iddia edilen gayri resmi açıklamalar dünya gündemini sarsıyordu. Lazer silah tamir edilemiyordu. Bu gezegende bunu çalıştıracak bir güç yoktu. Umutsuzluğun son kıyısında; elindeki tuz kristaline bakarken bir parıltı beyninden gözlerine çıktı. ‘’Sanırım bir fikrim var.’’

-Bu işe yarayacak mı Prens Kah?

Galia’nın yeşil gözleri endişeliydi.

-Denemeliyiz.

Hazırlıklar bittiğinde; bahçede beş kişi idiler. İkisi Galialı. Üçü Dünyalı. Dünya’nın son umutları olduklarını kimse bilmiyordu.

-Denemeliyiz, dedi Kah’ı tekrar edercesine.

-Giden ben olmalıyım, dedi Kah uzanıp Galia’nın iki elini birden tuttu.

Aynı boydaydılar. Gözleri aynı renkti. Saçları aynı renkti. Tek elini bırakıp beyaz saçlarını alnından çekti.

-Komutan benim. Sizi korumalıyım. Doğru olan bu.

-Doğru, sana bir şey olursa kendimi asla affetmeyeceğimdir.

-Bir komutan Prensini korumalı, dedi Galia dönüp, bir arabadan az büyük uzay gemisine bindi.

Kah’ın planı büyük riskler içeriyordu. asteroidin yapısında yer alan metalleri Galia’nın uzay gemisini bir mıknatısa dönüştürüp çekecekti. Asteroidi aya yöneltip, oraya çarpmasını sağlayacaktı. Ama bu sırada uzay gemisine de çarpabilirdi, ya da hiçbir şey olmayabilirdi. İçindeki metallerin yoğunluğunu tam tespit edememişlerdi. Bu sırada asteroidi arkadan iten suikast timine gemiden gelen bir sinyalle hala Dünya’ya doğru gidiyorlarmış gibi bir hologram verilecekti. Koordinatlar değişmeyecekti. Tabi mıknatıs bunları da etkilerse suikastçıların durumu anlaması içten bile değildi. Ama ellerindeki tek plan buydu.

Hiperteleskopla olanları göremezdi, ama asteroidin yönünü izleyebilirdi. Bakmak istemedi. Onun yerine Selçuk ile Çetin kavga ede ede seyrediyorlardı. Merve bir bilgisayar önünde sandalyede oturmuş. Sadece dönüyordu.  Kah, Galia’nın yattığı masaya yattı. Çaresizlik boş boş tavana baktırıyordu. Hangi adam sevdiği kadını ölümcül bir plana alet ederdi? Hem de sadece kendini kurtarmak için.

-Aya çarptı. Kah duydun mu, dedi Çetin.

Kah sadece Galia’yı düşünüyordu. O geri gelmeliydi. Sevdiği kadın, Galia kendine bunu bu zamana kadar hiç itiraf etmemişti.

-Plan başarılı oldu Kah, dedi Selçuk.

Merve bir sevinç çığlığı attı.

Dışarıda kornalar yarım saat sonra çalmaya başladı. Asteroidin Ay’a çarpmasın kutluyordu tüm dünya. Ama Kah’ın içinde en ufak bir mutluluk yoktu. Galia’nın yeşil gözleri tüm duygularını çekip almıştı. Onları tekrar göremeden hissedemeyecekti.

-Galia, dedi bir ara yüksek sesle. Kornalardan sonra, müzik seslerinden önce.

-Bir şey görmedik. Bir ışık oldu sadece.

Galia’dan bir haber yoktu. Kah masada kıpırdamadan sırt üstü yatıyordu. Atölyedeki diğer üç kişi de sevinmeyi o anda kesti.

Ay’ın orada parçalanmış gemiden süzülen bir beden vardı. Galia yaşam enerjisinin çekildiğini hissediyordu. Kah’ı düşündü. O sırada bir ışık Dünya’nın uydusu Ay’ı sardı. Galia’yı da sardı. Yaşam enerjisi geri geldi. Sonra Galia’yı havaya kaldırdı. Dünya’ya gidiyorlardı. Sadece bir demet ışıktı. ‘’Teşekkürler’’ dedi komutan Galia. Işık cevap vermedi. Ayrıldığı bahçeye döndüğünde Kah onu kollarına aldı. ‘’Teşekkürler’’ dedi Kah. Işık cevap vermedi.

-Çilekli turta isteyen var mı?

-Sen yaparsın da yemez miyiz Galia; ellerine sağlık.

-Bana da Merve öğretti. Dünyalı işi.

-Yeme artık yeme. Göbeğin kocaman oldu Selçuk.

-O zaman karına söyle o kadar güzel yemek yapmasın.

-Karıma artık sizi çağırmamasını söylesem.

İkisi Galia’lı üçü dünyalı beşi birden gülüştüler.

-SON-

“Sürgün Prens” için 4 cevap

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: