Ayrık Otu

Öykü_

​ Elindeki kazmayı olanca hızıyla vurdu toprağa. Yine taşa denk gelmişti ama bırakmadı. Daha sert vurdu, daha sert, daha sert. Alnından düşen ter, toprakta hemen kuruyordu. Sonunda taşı kırıp toprağa geçmişti. Toprağın verdiği yumuşaklıkla biraz daha yüklendi kazmaya. Toprak istediği derinliğe gelince bıraktı. Diktiği fidanlara baktı önce burası aronyan sırasıydı. Aronyanların büyüdüğünü hayal etti. Sonra goji berrylerinin, yassı şeftalilerinin, çekirdeksiz narlarının. Heyecanlanmıştı. Hemen fidanı alıp yerine yerleştirdi. Hepsinin büyüdüğünü hayal etmek bile kalp atışlarını hızlandırıyordu. Bahçesindeki elma ağaçlarına, vişne ağaçlarına baktı. Tonlarca meyve veriyorlardı her sene. O da bebek gibi bakıyordu bu vefakâr ağaçlarına. İçinden acaba çocuklar büyürken de bu kadar heyecanlanmış mıydım diye düşündü. Ama cevabı bulamadı. ‘Çocuklar büyürken ben hep çalışmıştım’, dedi. Sonra başka hayal kurdu. Torunlarının meyve bahçelerinde oynadığı, çocuklarının hep bir arada sohbet ettiği, masada bolca taze meyvelerin olduğu bir hayaldi bu. Hayalin tam ortasında karısının sesini duydu. Hayat arkadaşının, en yakın arkadaşının.

 “Seyit, ayran içer misin? Yine vurdun kendini dağlara. Sanki dünyanın meyvesini sen üreteceksin bırak başkaları da uğraşsın. Sanki dağlar da bizim.”

“Olsun Allah rızası için yapıyorum ben. Büyüyünce birileri yer, bana dua ederse yeter. Hayır kapım kapanmamış olur.”

“Neyse uğraş bakalım. Ama yorma kendini.”

         Karısı gidince tekrar ayaklandı. Ayran bardağını ters çevirip sürahinin üstüne kapattı. Hava çok sıcaktı. Teri alnından burnuna oradan da dudaklarına kadar inmişti. İstemsizce yaladı. Bu tadı nereden hatırladığını bulmaya çalıştı. O kadar etkilenmişti ki tekrar oturdu olduğu yere. Yanındaki ayrık otlarını görünce ter tadını nereden hatırladığını da buldu.

Babasının askere gittiği, annesinin sadece evin temel ihtiyaçlarını karşılayabildiği zamanlardı. Annesi küçücük bahçeyi ekip beş çocuğu doyurmaktan başka bir şey düşünemiyordu. Oysa herkes bahçelerine sebzeden çok meyve ağaçları da dikmeye başlamıştı. Meyve daha çok para getiriyordu. En çok da vişne ve elma. Meyve suyu için satıyordu herkes. Seyit de bir gün köyde gezerken komşularının birinin bahçesinde görmüştü kıpkırmızı elmayı. Babasının en yakın arkadaşı Abdurrahman amcaydı o bahçenin sahibi. Sormasına gerek yoktu ama yine de günah olur Allah beni taş eder korkusuyla kapıyı çalıp sordu. İzin veririm ama bir şartla, dedi Abdurrahman Amca. Bahçenin bütün ayrık otlarını yolarsan. Önce bahçeye baktı, sonra otlara, sonra da daldaki kırmızı elmaya. ‘Değer’, dedi içinden. ‘Bu elma için değer.’ Yedi dönüm bahçenin ayrık otunu tek başına yolmaya başladı. İşte terin tadını da oradan hatırlıyordu. O kadar hızlı yoluyordu ki otları vakit kaybetmemek için ağzına doğru akan terleri yalıyordu. Terin tuzlu tadı, otların acı kokusu midesini bulandırmıştı. Ama vazgeçmedi. Akşam olduğunda bütün ayrık otlarını bitirmişti. Avucundaki yaralar, gözündeki uyku, kollarının ağrısı umurunda değildi. Hemen Abdurrahman Amcaya gitti. O bir tane elma beklerken Abdurrahman Amca koca bir sepet elma tutuşturdu eline. Hak ettin sen bunu, dedi. Elmaları alır almaz hızla eve koştu. Annesi, kardeşleri hep beraber oturdular elmaların başına. En çok Seyit yedi. Kardeşleri çekirdeklerine kadar yediler. Seyit küçük bir kâğıdın içine ağzındaki çekirdekleri koyup dikmeye karar verdi. O günden sonra en çok ağaç onların oldu. 

      Tekrar ayaklandı. Elindeki kazmayı vurmaya başladı. Bu sefer taşa değil toprağa denk gelmişti. İşi daha kolay olacaktı. Bunu da diktikten sonra can sularını verip karşı dağdaki ağaçları aşılamalı, dedi. ‘Birileri sebeplensin ki hayır duası alayım.’

“Ayrık Otu” için 2 cevap

  1. Alınteri ile kazanılan ekmeğin tadı bir başka olur zaten bir de hayır dua alma isteği insana yaptığı işe Sarılma isteği hevesi verir

    Beğen

  2. Gelin sizde bizi takip edin kardeş site olalım birbirimizin yazıları hakkında yorumlar yapalım fikir alışverişi yapalım birbirimize destek olalım ne dersiniz beni takip edebilmek için word press’in okuyucu bölümüne girip ara kısmından Hüseyin ibiş yazarak siteler bölümünden takip edebilirsiniz takibinizi bekliyorum umarım beni yalnız bırakmazsınız çok kişiyi takip edin diye yazdım ama dönüş olmadı umarım sizden dönüş alırım

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: