Leyla ile Mecnun Bedduaları

Deneme_

Leyla İle Mecnun benim için dizi tarihinin gelmiş geçmiş en iyi dizisidir. Metaforları, karakterlerin ilişkileri, esprileri, diyalogları, konusu kısacası her öğesi ile alışık olduğum dizilerden çok başka bir şeyin içinde bulmuştum kendimi. Kafamda Ferdi Tayfur müzikleri çalarken, aslında o müzik türünü hiç sevmediğimi bile unutmuştum.

Her şeyi ile farklı olan dizinin gördüğü ilgi de farklı oldu. TRT’de yayınlanıp, TRT politikalarına gönderme yapan bir dizi düşünün. İşte o Leyla İle Mecnun’du. 

Bu yazıda diziden genel olarak bahsetmeyeceğim. O zaman zaten uzar gider. Değineceğim kısım sövme içermeyen yaratıcı bedduaları olacak. Sansürden kaçmanın kıvrak zekâ ile mümkün olduğunu kanıtlayan senarist Burak Aksak; sigarayı sakızla; rakıyı üzümle örten kurgusunda bu beddualar ile de öfkeyi hicivle örtüyordu.

Bu beddualar lanet, küfür hayvan türü, hakaret içermez. Sadece izleyiciyi İskender Çınar’ın ne kadar sinir olduğuna oldukça ikna eden sözlerdir.

Leyla İle Mecnun dizisini izleyenler bilir. Erdal Bakkal’ın kendisi için çok normal olan acayip davranışları karşında İskender Çınar sinirlenir. Ve ona yaratıcı beddualar eder. Bu zekâ örneği bedduaların hepsine yer veremeyeceğim ama Burak Aksak’ın bu diyaloglar ile karakterlerin dünyasına ve ilişkilerine anlam kazandırdığını düşündüren bir kaç örnek vereceğim.

En sevdiklerimden birkaç tanesi;

Ayak serçe parmağını sehpanın köşesine çarparsın inşallah.

Ağustosta pişik ol pudra bulama.

Islak elle tokalaşmak zorunda kal emi.

Bu minvalinde çok güldüren beddualardı. Bunları söylerken İskender karakterinin hali ve tavrı adam ne kadar haklı dedirtiyordu seyirciye. Erdal Bakkal fazlası ile hak ediyordu. Hak ediyordu etmesene ama onu da çok seviyordum. Bu nasıl bir çelişki? Erdal Bakkal sen nasıl bir karaktersin?

Bu ikili Hacivat ile Karagöz’ün günümüzdeki halidir. İki karakteri de çok seversiniz. Ama aralarındaki ilişkiyi daha çok seversiniz.

Kendi hayatımızdan düşünürsek, biri sırada önünüze geçse ona bir hayvan ismi demek yerine; “Paran çıkışmasın inşallah” demek, nasıl olur? Sonuçta Bojack Horseman (Yetişkin içerikli animasyon bir dizi. Amerikan sinema dünyasını yeren bir dizidir. Karakterler hayvanlar ve insanlardan oluşur.)- âleminde yaşamıyorsak kimsenin babasının eşek olması olası değil.

İdolüm anladığınız üzere İskender Çınar olunca benim de günlük hayatta demiş olduğum bazı yaratıcı beddualar var.

Yağmurlu havada kaldırımın oynayan taşına bas inşallah üzerin çamur olsun.

Yürüyen merdivende mahsur kal.

Yangın tatbikatı için çalan alarmı gerçek sanda yirmi beşinci kattan aşağı koşarak in.

Örnekleri siz içinde bulunduğunuz duruma göre arttırabilirsiniz. Ben sanırım bir süre asansörde sıkıntı yaşamışım.  Siz de kendi örneklerinizi ya da diziden sevdiklerinizi yazabilirsiniz. Diziyi tekrar hatırlayıp, gülmeye ihtiyacım var sanırım.

Özellikle aile dizini içeren söylemler ki bunlar küfür oluyor çok kötü, anlamsız ve pis. Bu tip konuşan insanlara zaten güzel Türkçemiz ne diyor? Ağzı bozuk. Peki bozuk olan şey hep düzeltilmez mi? Bozuk musluk düzeltilir. Bozuk televizyon düzeltilir. Leyla İle Mecnun dizisi bittiğinden beri televizyon seyretmiyorum derseniz düzeltmeseniz de olur tabi.

Küfür kelime anlamı; sövme sözü. Söverken kullanılan çirkin söz demek.

Sövme kelime anlamı; ırza, namusa dokunan ayıp, çirkin, haysiyet kırıcı bir takım kalıplaşmış sözler söylemek, küfür etmek demek.

Nerede kalıplaşmış acaba bu sözler? Ana avrat sövmek var mesela. Bu da kalıplaşmış. O cinsiyetçi kalıbı alıp parçalamak ve un ufak etmek lazım. Gerçekten neden?

Etrafımızı ayıplarken, ağzımızdan ayıplar dökülmesi…

 Dış güzelliğe meraklıyken içimizden çirkin şeyler fırlaması…

Neden peki? Öfkeden mi?

Zeki insanlar İskender Çınar gibi yaratıcı beddualar ile öfkelerini dile getirirken, kafasını çalıştırmaya üşenenler bu hazır kalıpları kullanıyor. Ama o pis kelimeler ağzımızdan akarken ruhumuz ne kadar kirleniyor? Dilimizi temizlersek belki ruhumuz da temizlenir. Ruhumuz temizse zaten dilimize pislikler akmaz.

Bir de sakin insanlar var. Onlar ikisine de başvurmuyor. Ama onlar konu dışı. Sahi onlardan gerçekten var mı?

Önümüzde akan trafikte frene basan şoföre sadece çok kötü araba kullanıyorsun desek, diyebilsek. Dümdüz olduğu gibi. Çünkü babası eşek, annesi de hayat kadını değildir.  Olsa bile size ne, bize ne? Ama babası hayvan olarak eşek değildir o kesin. Sadece kötü araba kullanıyordur.

Hayvan mısın, dese birisi aslında ne kadar komik. Çünkü cevap evet.  Evet cevabından sonra şunu da ekleyebilirsiniz. “Memeliler ailesine mensubum. Ve çok üzgünüm. Bunu sana senelerdir söylememişler hepimiz hayvanız. Ama gerçekten.” Bu konuşma sonunda dayak yer miyiz acaba? Denememek lazım yine de tabi. Etraf yaratıcı zekadan mahrum, kalıplara sıkışmış insansılarla dolu.

Kırıldık, incindik, sinirlendik. Ama bu duygular öyle anlık ki. Beynimiz düşünmeden dilimizden düşüveren o kötü sözlere gem vurmak elimizde olmalı.

Küfür olan sadece rüzgar esintisi olsa ve küfür küfür esse. Ama o havada bir zerre küfür olmasa.

Hayatımızda hem arkadaşımız hem de bizi en çok sinir eden insanlar olabilir. Bizim Erdal Bakkalımız da onlardır. Onlara ne demeliyiz? “Rockçılar coverlasın seni” güzel olabilir. Ama en güzel çay Erdal Bakkal’da içilir. Bunu da unutmamak lazım.

Son bir İskender Çınar lafı ile bitiriyorum. “Son çekirdeğin acı çıksın emi Erdal.” Ama hiçbirimizin ölümü klişe yetmezliğinden olmasın tabi. O biraz ağır olmuştu İskender Çınar.

İtiraf: Leyla İle Mecnun’un yeni bölümlerine henüz başlamadım.

“Leyla ile Mecnun Bedduaları” için 2 cevap

  1. Leyla ve Mecnun dizisi izlerken göndermelerin ana kaynaklarını araştırmak , iyi espriler ve bedduaları not almak için ekran başına kalem-kağıt ile oturan bir izleyici olarak ( Her ne kadar ” Bu kadar da değil” deseniz de) benim en beğendiklerim :

    📌 “Arkadaki kırık dişine yemek artığı kaçsın da çıkartmaya kürdan bulama e mi Erdal.”

    📌”içerden anahtarı kapının üstünde unuturlar da kapıyı çekerler sokaklarda kalırlar inşallah.”

    📌”Çengel bulmaca çözerken fotoğraftaki sanatçıyı bulama inşallah Erdal.”

    📌”Tam uyuyacağın sırada evine misafir dadansın da kalkmak bilmesin e mi Erdal!”

    Benim özgün beddualarımdan sadece biri :

    ” IBAN numarasını görsel olarak sana göndersinler sen 16 rakamı yazmak zorunda kal Erdal ” 🙂

    Ek olarak da Leyla ve Mecnun’u kült bir dizi yapan en büyük etkenlerden biri yönetmen , senarist ve oyuncuların müthiş bir takım oluşturmasından kaynaklandığının altını çizmek isterim.

    Liked by 2 people

    • Yorumunuz için çok teşekkür ederim.
      Severek izlenen dizilerin arkasında inanılmaz bir yaratıcı zeka var. Leyla İle Mecnun da olduğu gibi.

      Çengel bulmacayı nasıl unutmuşum. Benim de en sevdiklerimdendi.

      Özgün bedduanız da çok güzel. Kimsenin başına gelmesin tabi ☺️

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: